Solana
Kamp II
- Mesajlar
- 320
- Tepkime Puanı
- 2
Biriktirdigimiz ucus millerimizi Alitalia hava yollarinda kullanarak, Venezuela’ya Roma uzerinden, toplam 15 saat suren ucus suresiyle baskent Caracas’a gelmis bulunuyoruz… Boylece toplam 1,5 ay surecek gezimize baslamis olduk..
Alitalia, beklentilerin tersine tam vaktinde indi. Pasaport, gümrük işlemleri sorunsuzdu. İki küçük çekçekli çantamız ile dışarı çıktığımızda karşımızda bulduğumuz resmi elbiseli, güleç yüzlü bir siyahi -bizim de onaylar şekilde bakmamızla- yanımıza geldi ve para bozdurmak isteyip istemediğimizi sordu... Polis sanabileceğiniz bu insanlar aslında bavul taşıyıcılardı, ama sadece o işi yapmıyorlardı. Konuşarak yürüdük ve pazarlık ettik. 1 dolara 3,5 Bolivar vermek istedi 4’de anlaştık. 200 dolar bozdurduk. Aslında biraz daha pazarlık mümkündü ama uzun yolculuk sonrası gücümüz pek yoktu ve bir an önce otele ulaşmak istiyorduk. Bavul görevlisi(!) bizi havaalanının resmi taksileri olan siyah Ford Explorer’lerin yanına kadar getirdi ve vedalaştık. Taksi fiyatı 170 Bolivar’dı (bozdurduğumuz paraya göre 42 USD) taksimetre yok ve pazarlık edilmiyordu.
Caracas, deniz kıyısındaki havaalanına 30 km kadar uzakta ve yüksek Avila dağının arkasında… Yol boyunca tropik bitki örtüsü ile kaplı bu dağın yamacından ilerledik ve şehre yaklaştıkça derme çatma kırmızı tuğladan yapılmış gecekonduları gördük… Dikkatimizi çeken diğer şey de yüksek katli binaların en üst katların (20. katin bile) balkon ve pencerelerin demirli olmasıydı.
Otelimiz Altamira semtinde. Burasını daha çok güvenlik için seçtik. Çünkü şehrin daha ucuz otellerinin bulunduğu bölgelerde akşam karanlığına yakın pek dışarı çıkılmaması tavsiye ediliyor. Biz de şehri henüz tanımadığımızdan bu seçeneği değerlendirdik.
Otel odamıza yerleşip biraz dinlendikten sonra çevreyi keşfe çıktığımızda saat 5’i geçiyordu. 25-26 derecelik bir sıcaklık vardı. Meydandaki hareketliliği bir süre izledik, ara sokaklara daldık. Ne kıyafetimiz ne de tipimiz bizi çevremizdeki insanlardan ayırmıyordu.
Alitalia, beklentilerin tersine tam vaktinde indi. Pasaport, gümrük işlemleri sorunsuzdu. İki küçük çekçekli çantamız ile dışarı çıktığımızda karşımızda bulduğumuz resmi elbiseli, güleç yüzlü bir siyahi -bizim de onaylar şekilde bakmamızla- yanımıza geldi ve para bozdurmak isteyip istemediğimizi sordu... Polis sanabileceğiniz bu insanlar aslında bavul taşıyıcılardı, ama sadece o işi yapmıyorlardı. Konuşarak yürüdük ve pazarlık ettik. 1 dolara 3,5 Bolivar vermek istedi 4’de anlaştık. 200 dolar bozdurduk. Aslında biraz daha pazarlık mümkündü ama uzun yolculuk sonrası gücümüz pek yoktu ve bir an önce otele ulaşmak istiyorduk. Bavul görevlisi(!) bizi havaalanının resmi taksileri olan siyah Ford Explorer’lerin yanına kadar getirdi ve vedalaştık. Taksi fiyatı 170 Bolivar’dı (bozdurduğumuz paraya göre 42 USD) taksimetre yok ve pazarlık edilmiyordu.
Caracas, deniz kıyısındaki havaalanına 30 km kadar uzakta ve yüksek Avila dağının arkasında… Yol boyunca tropik bitki örtüsü ile kaplı bu dağın yamacından ilerledik ve şehre yaklaştıkça derme çatma kırmızı tuğladan yapılmış gecekonduları gördük… Dikkatimizi çeken diğer şey de yüksek katli binaların en üst katların (20. katin bile) balkon ve pencerelerin demirli olmasıydı.
Otelimiz Altamira semtinde. Burasını daha çok güvenlik için seçtik. Çünkü şehrin daha ucuz otellerinin bulunduğu bölgelerde akşam karanlığına yakın pek dışarı çıkılmaması tavsiye ediliyor. Biz de şehri henüz tanımadığımızdan bu seçeneği değerlendirdik.
Otel odamıza yerleşip biraz dinlendikten sonra çevreyi keşfe çıktığımızda saat 5’i geçiyordu. 25-26 derecelik bir sıcaklık vardı. Meydandaki hareketliliği bir süre izledik, ara sokaklara daldık. Ne kıyafetimiz ne de tipimiz bizi çevremizdeki insanlardan ayırmıyordu.